Modern dünyanın bize dayattığı simetrik, steril ve fabrikasyon kusursuzluktan yorulduğumuz bir dönemdeyiz. Evlerimizi sadece yaşanacak birer alan değil, ruhumuzu dinlendiren birer sığınak olarak tasarlamak istiyoruz. İşte bu yüzden Molte Verde Journal’ın ilk sayısında, kolektifimizin tasarım felsefesinin de merkezinde yer alan, Japon kültürünün kadim mirası Wabi-Sabi felsefesini ağırlıyoruz. Biz, her projemizde mükemmeli değil; malzemenin dürüstlüğünü, doğanın izlerini ve zamanın getirdiği o asil yaşanmışlığı arıyoruz.
Wabi-Sabi Nedir?
Kökenleri 15. yüzyıl Japonya’sına ve Zen Budizm’ine dayanan Wabi-Sabi, iki ayrı kavramın büyüleyici birleşimidir. “Wabi”, doğanın içinde yalnız kalmanın, sadeliğin ve tözün getirdiği dingin lüksü ifade eder. “Sabi” ise zamanın akışını, malzemenin yaşlanırken kazandığı o benzersiz karakteri ve geçiciliğin içindeki güzelliği anlatır. Tarihte gösterişli, altın varaklı çay seremonilerine karşı bir başkaldırı olarak doğan bu felsefe; çatlamış bir seramiği altın tozuyla birleştirme sanatı olan Kintsugi gibi, kırıkları ve kusurları gizlemek yerine onları kutlar.
Wabi-Sabi Renkleri ve Yaşayan Malzemeler
Wabi-Sabi bir mekân kurgularken renk paletimiz tamamen yeryüzünün tonlarından beslenir. Taş grileri, kurumuş yaprak kahveleri, toprak tonları, soluk yeşiller ve keten beyazları bu felsefenin ana renkleridir. Kullanılan malzemeler ise asla endüstriyel olarak kusursuzlaştırılmamış, “doğada olduğu gibi” bırakılmış ham materyallerdir.
İç Mekânda Wabi-Sabi
Wabi-Sabi’yi iç mekâna taşırken en büyük kırılma noktası yüzeylerdir. Düz, pürüzsüz ve mat boyalı duvarlar yerine, ışığı ve gölgeyi içine hapseden dokulu yüzeyler tercih edilmelidir. Mekânın kalbine yerleştirilecek monolitik (yekpare) parçalar, odaya anıtsal bir ruh katar. Örneğin, bir salonun merkezinde yer alan ham kaya yüzeyleri veya bir lobide misafirleri karşılayan heykelsi bir banko, doğanın binlerce yıllık gücünü evinize getirir.
Molte Verde Kolektifi olarak, iç mekânlarda el işçiliğiyle şekillendirdiğimiz Taş & Kaya Görünümlü Duvar uygulamaları ve ışık oyunlarıyla yaşayan 3 Boyutlu Duvar Rölyefleri ile duvarları statik birer beton olmaktan çıkarıyoruz. Sosyal alanlarda ise doğanın o ham gücünü Doğal Taş ve Kaya Görünümlü Bar & Banko Tasarımları ile projenizin odak noktası haline getiriyoruz. Kış akşamlarının dinginliğini ise heykelsi formlara sahip Sanatsal Şömineler ile taçlandırıyoruz.
Açık Havada Wabi-Sabi
Bu felsefe sadece iç mekânla sınırlı kalmaz; yapının dışındaki dünya ile içerideki yaşamı tek bir akışta birleştirir. Wabi-Sabi bir bahçe veya teras kurgusu, cetvelle çizilmiş gibi duran peyzaj tasarımlarına inanmaz. Suyun doğal ritmi, taşların düzensiz yerleşimi ve ateşin o kadim, ham enerjisi dış mekânın ruhunu oluşturur.
Açık alan tasarımlarımızda, klor kokan yapay havuzlar yerine doğanın kendi kendini temizleme mucizesini kullanan Biyolojik & Doğal Yüzme Havuzları inşa ediyoruz. Akustik bir rahatlama için iç ve dış mekân geçişlerine yerleştirdiğimiz Şelale & Süs Havuzları, gecenin karanlığını ise etrafında toplandığımız ham malzemelerden üretilen Özel Tasarım Ateş Çukurları ile ısıtıyoruz. Betonun soğukluğunu ise duvarlara can veren Bitki Sanatı & Dikey Bahçe kurgularımızla dengeliyoruz.
Yaşam Alanınızın Hikayesini
Birlikte Yazalım
Evlerinizde, villalarınızda veya projelerinizde Wabi-Sabi felsefesinin o lüks dinginliğini, ham dokuların ve yaşayan ekosistemlerin asaletini hayata geçirmek isterseniz; mimar, heykeltıraş ve zanaatkar kolektifimizle tanışmak için showroomumuza davetlisiniz.






























